Mutlu Papatya - Andersen Masalları

Ana Sayfa » BLOG » EĞİTİM » Mutlu Papatya - Andersen Masalları

Köyden biraz uzakta, yol kenarında, yazlık bir ev varmış. Bu evin önündeki bahçede rengarenk çiçekler açarmış. Bahçedeki otların arasında bir de papatya varmış.

 

Papatya, yemyeşil otların arasında bir gelin gibi durmaktaymış. Bembeyaz yapraklarıyla herkese tebessüm edermiş.

 

Papatya, çok neşeliymiş. Kuşların şarkılarını dinlerken yüzünü güneşten yana çevirirmiş. Papatya, kendini talihli biri olarak görüyormuş.

 

Yanı başındaki bir kuşun şarkılarını dinlemiş.

 

Tarla kuşu, neşeyle öterek gelmiş. Lalelerin yanına değil de papatyanın yanına konmuş.
Bu güzel çiçeği öpmüş, iyice koklamış. Sonra havalanarak etrafında dans etmiş. Bu ilgi, papatyayı çok mutlu etmiş.

 

Bu arada, bahçeye genç bir kız gelmiş. Lalelerin yanına gelerek birer birer kesmeye başlamış. Bunu gören papatya, lalelere çok acımış. Kendisinin otlar arasında, tek başına
olduğuna çok sevinmiş.


Papatya, her sabah olduğu gibi erkenden uyanmış. Kar beyazı yapraklarını güneşe doğru çevirmiş.

 

Bu sırada, yakın dostu tarla kuşunun sesini duymuş. Kuşun, neden böyle acıklı ötüp durduğunu merak etmiş.

 

Zavallı tarla kuşu, acı acı ötmekte haklıymış.
Çünkü onu yakalayıp kafese tıkmışlar, esir etmişler. Kuşcağız, kafesin içinde çok mutsuzmuş. Bu yüzden de söylediği şarkılar, insanın içini burkuyormuş.

 

Papatya, bu kuşa yardım etmek istemiş ama
çiçek olduğu için bir şey yapamayacağını düşünüyormuş.

 

Eli kolu bağlı, öylece kalakalmış. Arkadaşını düşünmekten başka elinden bir şey gelmemiş.

 

Tam o sırada, bahçeye iki çocuk gelmiş. Ellerinde büyük bir bıçak varmış. Kuş için biraz ot toplamak istiyorlarmış.

 

“Bu yeşil otlar çok güzel. Tarla kuşu için bunları biçelim.” diyerek işe başlamışlar.
Çocuklardan biri, bu güzel papatyayı biçmek istememiş. Arkadaşı ona aldırmamış.

 

Eğilip bu çiçeği koparıp biçilen otların arasına atmış. Sonra otları demet demet kafesin içine bırakmış.

 

Kafesteki tarla kuşu susamış. Uzun zamandır su içmediği için boğazı kurumuş.

 

Her yanı ateş gibi yanıyormuş. Serinlemek amacıyla verilen otlara başını sokmuş. Susuzluktan son nefesini vererek ölmüş.
Çocuklar, kafesin yanına ertesi sabah gelmişler. Kuşun ölmüş olduğunu görünce çok üzülmüşler. Ölüsünü bir kutuya koyarak çiçeklerle süslemişler. Ona güzel bir mezar hazırlayıp gömmüşler.


Papatyayı ise kafesteki öteki otlarla birlikte tozlu yola atmışlar.

 

Artık, bahçenin yanındaki bu güzel çiçek de yaşamıyormuş. Tarla kuşu gibi o da yok olup gitmiş. O günden sonra onu kimse anımsamamış...

Bu Masalın Videosunu İzlemek İçin Tıklayın!!

Atlas Pazarlama





Diğer Başlıklar

Yorumlar

Yorum Yazın

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. * Zorunlu alanları doldurunuz.