Pamuk Nine - Dünya Klasikleri

Ana Sayfa » BLOG » EĞİTİM » Pamuk Nine - Dünya Klasikleri
   Dul bir kadının biri öz, biri üvey iki kızı varmış. Üvey olan kızı hem güzel hem de çok çalışkanmış. Diğeri ise çirkin ve tembelmiş. Anneleri öz kızını daha çok sever, ona laf söylettirmezmiş.

   İşlerini üvey kızına yükler, hepsini ona yaptırırmış. Üvey kız akşam olunca da bahçedeki kuyunun başına oturup yün eğirmek zorundaymış. Yine bir akşam yün eğirirken elindeki yumak kuyunun içine yuvarlanmış. Eve gidip annesine anlatınca, üvey anne çok kızmış: “Onu kuyuya düşüren sen-sin ve sen alacaksın.” diye bağırmış.

   Kız, ağlaya ağlaya kuyunun başına gitmiş. Annesinden çok korkuyormuş. Büyük bir sıkıntıyla kuyuya atlamış. Atlar atlamaz da bayılıvermiş.

   Gözlerini açtığında, kendisini güzel bir çayırda, çiçeklerin arasında bulmuş. Biraz koştuktan sonra, içi ekmek dolu bir fırına gelmiş.
   Ekmekler: “Ne olur bizi kurtar. Yoksa fırıncı bizi yakacak.” diye yalvarıyorlarmış. Kız, bütün ekmekleri fırından dışarı taşımış. Yoluna kaldığı yerden devam etmiş. Yolun kenarında dalları kırmızı elmalarla dolu bir ağaç görmüş.

   Ağaç: “Ne olur beni salla. Bütün elmalarım olgunlaştı.” diye sesleniyormuş. Kız, ağacı sallayıp elmaları yere indirmiş ve yoluna devam etmiş.
Bir süre daha yürüdükten sonra bir ev görmüş. Evin penceresinde yaşlı bir kadın etrafa bakınıyormuş. Yaşlı kadın kızı görünce:
   - Ben Pamuk Nine’yim. Benim yanımda kal. Benim yatağımı düzeltirsen, yastığın içindeki tüylerini de uçurursan o zaman dünyaya kar yağar.
   Kız, Pamuk Nine’nin bu teklifini kabul etmiş. Beraber çok güzel günler geçirmişler.
   Günler birbirini kovalamış ve evini çok özlemiş. Pamuk Nine’ye gidip izin istemiş. Pamuk Nine kıza hak vermiş. Onu kapıya kadar uğurlamış. Kız, tam kapının eşiğinden 
geçerken, üstü altınla kaplanmış.

   Kız kapıdan çıkar çıkmaz, kendisini kuyunun başında etrafa bakınırken bulmuş. Bahçedeki horoz, kızı tanımış:
   - Ku... Kuri... Kuuu, bizim altın kız geldi, eve
döndü.

   Anne, üvey kızının altınlarla kaplı olmasına inanamamış. 
 
Tembel kızın da altınlara sahip olması için öz kızı da yün eğirmiş. Yumağı kuyuya düşürmüş. Arkasından kuyuya atlamış. Uyandığında kendisini aynı çayırda bulmuş.

   Yolda fırına rastlamış. Ekmekler her ne kadar fırıncıdan bizi kurtar dese de elleri kirlenir diye el sürmemiş. Ağaçla karşılaşınca da; “Elmalar başıma düşer.” deyip ağacı görmezlikten gelip, ilerlemiş. Sonunda Pamuk Nine’nin evine varmış. İki gün sonunda altınlara sahip olurum düşüncesiyle Pamuk Nine’nin her söylediğini yapmış.
   Üçüncü gün, hiçbir işe el sürmemiş. Kız, Pamuk Nine’ye yardımcı olmadığı gibi, onu dinlemiyormuş. Bu yüzden Pamuk Nine onu işten çıkarmış.

   Tembel kız, altın elbiseyi düşünerek sevinmiş. Pamuk Nine onu da kapıya kadar götürmüş. Kız kapının eşiğinden geçerken üstüne zift dökülmeye başlamış.

   Üçüncü gün, hiçbir işe el sürmemiş. Kız, Pamuk Nine’ye yardımcı olmadığı gibi, onu dinlemiyormuş. Bu yüzden Pamuk Nine onu işten çıkarmış.

   Tembel kız, altın elbiseyi düşünerek sevinmiş. Pamuk Nine onu da kapıya kadar götürmüş. Kız kapının eşiğinden geçerken üstüne zift dökülmeye başlamış.

   Pamuk Nine: “Bu da senin hakkın, diyerek onu uğurlamış. Tembel kız da bir anda kendisini kuyunun başında bulmuş. Tek fark üstü altın değil zift kaplıymış. Bahçedeki horoz onu görünce: “Ku... Kuri... Kuuu, bizim pis kız geldi, diye ötmüş. Bütün çabalarına rağmen, zift bir türlü üzerinden çıkmamış. Yaşadığı sürece de hep kalacakmış.
 
 Atlas Yayıncılık




Diğer Başlıklar

Yorumlar

Yorum Yazın

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. * Zorunlu alanları doldurunuz.